|

KONUŞMA
METİNLERİ
KGF A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sayın FAİK YAVUZ
KONUŞMA METNİ
“Kredi Garanti Fonu, 1991 yılında 20.000 YTL sermaye ile 6 kurumun
ortaklığında özel bir kanunla kuruldu. 1994 yılında Ostim’deki bir
büroda ilk faaliyete geçtiğinde, banka portföyünde yalnızca,
hissedarlarından T.Halk Bankası’ndan ibaret 1 banka bulunan ve az
sayıda çalışanı olan küçük bir kuruluştu. Yasa gereği sermayesi önce
2003 yılında 50.000 YTL’ye, 2006 yılında da 20 milyon YTL’ye
yükseltildi.
Mevcut sermayesine ilaveten, Alman GTZ, Avrupa Yatırım Fonu ve
KOSGEB’in sağladığı fonlar ile verilen kefaletleri yıllar itibari
ile gelişen ve büyüyen Kredi Garanti Fonu’nun sermayesi, hakim
ortağı TOBB % 50,99 ve KOSGEB % 48,54 pay sahibi olmak üzere
2007/Aralık ayında 60 milyon YTL’ye arttırıldı.
KGF; KOBİ’lere 1994’ten bugüne kadar 2249 adet talepte 171,9 milyon
YTL kefalet sağlamış, çalıştığı banka sayısı 1 adet iken, 2007
yılında 9 yeni finans kuruluşunun da dahil olmasıyla birlikte
ülkemizin önde gelen büyük ve saygın 23 bankasını portföyüne dahil
etmiş bir kuruluş haline gelmiştir. Bu arada imza aşamasına gelinmiş
5 bankanın da ilavesiyle çalışılan banka sayısı çok yakında 28’e
yükselecektir.
Hizmetini KOBİ’lerin ayağına götürmek hedefinde olan KGF A.Ş.,
Ankara, İstanbul Anadolu, İstanbul Avrupa, İzmir, Diyarbakır,
Kayseri, Denizli, Adana ve Trabzon’da olmak üzere mevcut 9 şubesine
ilave olarak 2008 yılında Konya,Gaziantep, Bursa, Samsun, Erzurum ve
Van’da açacağı 6 ilave şube ile birlikte15 şubeye ulaşarak hizmet
ağını genişletecektir.
Hepinizin bildiği üzere; KOBİ’ler, dünyanın bir çok ülkesinde, ülke
ekonomilerine katma değer yaratması açısından özel bir öneme
haizdir. Bu durum ülkemiz ekonomisi için de geçerlidir. Türkiye’de
KOBİ’ler gerek toplam işletmeler içinde çoğunlukta olması, gerekse
bu işletmelerdeki istihdam bakımından ekonomimizin mihenk taşıdır.
Ancak, ekonomimizin odağında yer alan KOBİ’lerimizin mali sistemdeki
finansmana ulaşmasında çeşitli problemler bulunmakta ki bunların
başında; yetersiz teminat yapısı ve bilançolarının gerçekleri
yansıtmaması geliyor.
Bu problemler KOBİ’lerin bankalardan talep ettikleri kredilerin
büyük bir kısmının reddedilmesine neden olmaktadır. Yani finans
kuruluşları KOBİ’lere sağlayacakları finansmanı; riski yüksek,
getirisi düşük olarak gördüğünden kredi vermekte tereddüt
etmektedirler.
Değerli katılımcılar;
Bu noktada kuruluşundan bugüne kadar finansman kaynaklarına erişmede
KOBİ’lerin ihtiyacını kefaleti ile gidererek % 80 riskini üstlenen
Kredi Garanti Fonu’nun fonksiyonundan söz etmek istiyorum.
Bir kredi kuruluşu olarak Kredi Garanti Fonu kefaleti, Bankacılık
Mevzuatı Karşılıklar Yönetmeliği’nde 3.grup teminatlar arasında
sayılmasına rağmen asli ve likit bir teminattır. Ancak özellikle
belirtmekte yarar görüyorum ki; KGF kesinlikle kredi veren bir
kuruluş değildir.
AB ülkelerindeki Kredi Garanti Kuruluşlarının kefalet hacimleri ile
karşılaştırıldığında henüz gerilerde kalmasına rağmen Kredi Garanti
Fonu A.Ş.; arttırılan sermayesi ve sermaye benzeri yedekleri ile
birlikte 500 milyon YTL kefalet hacmi yaratabilecek kapasitededir.
AYF’den sağlanacak fonlarla birlikte bu hacim 800 milyon YTL.ya
ulaşabilecektir.
Ayrıca 31.12.2007 itibari ile sona ermiş olmakla birlikte nezdinde
yeni girişimlerde bulunduğumuz Avrupa Yatırım Fonu tarafından
onaylanmak, uluslararasında yeni işbirliği imkanları bulmada KGF
için önemli bir referans oluşturmaktadır.
Kredi Garanti Fonu Basel II’nin uygulamaya girmesiyle; işsizliğin
azaltılması ve yeni iş alanlarının yaratılmasındaki rolleri, dengeli
bir ekonomik ve sosyal kalkınmanın sağlanması ve sürdürülmesine
olumlu katkıları nedeniyle ekonomimizde önemli bir yere sahip olan
KOBİ’lerin, her zaman olduğu gibi yine yanında olacaktır.
Kredi Garanti Fonu’nun fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için;
bankacılık sistemi tarafından aktif bir şekilde kullanılması yani
KOBİ’lerin kredi taleplerini geri çevirmeden önce bize
yönlendirmeleri ayrı bir önem taşımaktadır.
KOBİ’lerin yaşadığı sorunlar ve KGF’nin işlevinden bahsettikten
sonra şimdi de sizlere Kredi Garanti Fonu ile Bakü-Tiflis-Ceyhan
Petrol Boru Hattı Şirketi arasında imzalanacak olan projeden söz
etmek istiyorum.
Bu proje, KGF A.Ş. ile BTC CO.’nun 2’şer milyon $’lık eş finansmanı,
KGF’nin 5 kat kefalet hacmi yaratabilmesi özelliği ve kullanılacak
kredilerin şubelerinden geçeceği Ziraat Bankası’nın % 20.lik payı
ile 24 milyon $’lık kredi imkanı sağlıyor. Petrol Boru Hattı’nın
geçtiği 10 ilde yani Ardahan, Kars, Erzurum, Erzincan, Gümüşhane,
Sivas, Kayseri, Kahraman Maraş, Osmaniye ve Adana illerinde ve
çevresinde bulunan tarımsal işletmeleri, kooperatifleri de
kapsayacak şekilde tüm KOBİ’ler bu projeden yararlanabilecektir.
Bu kapsamdaki krediler ülkemizin en yaygın şube ağına sahip ve en
büyük köklü bankalarından olan T.C.Ziraat Bankası tarafından
kullandırılacaktır. Petrol Boru Hattının geçtiği bölgelerde halkın
sosyal ve ekonomik kalkınmasına sosyal sorumluluk ilkeleri
doğrultusunda 2003’ten bu yana destek olan dünyanın dev
şirketlerinin ortak olduğu BTC’nin 2 milyon $’lık hibe desteğine, eş
finansman ile birlikte KOBİ’lerin 18 milyon $ tutarlı kefalet
riskini üstlenecek olan ve arkasında TOBB gibi güçlü bir kuruluş
olan KGF, Kredi Destek Projesi’nde kullandırılacak krediler için
alacağı komisyon oranını % 1,5 olarak belirledi.
Projenin İşleyişinde KOBİ’lerimiz, Ziraat Bankası üzerinden bize
gelebilecekleri gibi, KGF’ye de doğrudan müracaatta
bulunabileceklerdir. Sözlerimi tamamlarken; mali sistemin en öndeki
bankalarından olan T.C.Ziraat Bankası’nın da desteğini alarak yola
çıktığımız bu projenin taraflar ile birlikte KOBİ’lerimize hayırlı
olmasını diliyor ve herkese saygılar sunuyorum.”
|